Akademisyenlerin YouTube Kanallarına Ticari Faaliyet Yasağı
YÖK'ün Haziran 2026'daki görüş talebi sonrası akademisyenlerin YouTube ve dijital platformlardan elde ettiği gelirler ticari faaliyet kapsamına alındı. Bazı akademisyenler kanallarını kapatırken, gelir getirmeyen içeriklerin durumu belirsizliğini koruyor.

Türkiye'de akademisyenlerin YouTube ve benzeri dijital platformlarda içerik üretmesi, beklenmedik bir yasal engelle karşı karşıya kaldı. Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) Haziran 2026'da başlattığı bir süreç sonucunda, öğretim üyelerinin bu platformlardan elde ettiği gelirler "ticari faaliyet" olarak değerlendirildi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28. maddesindeki yasak kapsamına alındı. Karar sonrası bazı akademisyenler YouTube kanallarını kapatmak veya içeriklerini kaldırmak zorunda kaldı.
Süreç Nasıl İşledi?
YÖK, 17 Haziran 2026'da Cumhurbaşkanlığı'na resmi bir başvuruda bulunarak akademisyenlerin dijital platformlardaki yayıncılık ve uygulama geliştirme faaliyetlerinin hukuki durumunu netleştirmek istedi. Bu talep üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı harekete geçti ve 20 Ağustos 2026'da konuyla ilgili bir değerlendirme hazırladı.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, 2 Eylül 2026'da bu değerlendirmeyi YÖK'e iletti. Görüşte, akademisyenlerin YouTube, podcast platformları ve benzeri mecralarda içerik üretip gelir elde etmelerinin 657 sayılı Kanun'un ticari faaliyet yasağına takıldığı belirtildi. Bu görüşün üniversitelere ulaşmasının ardından akademik camiada tedirginlik başladı.
Akademisyenler Kanallarını Kapatıyor
Görüşün resmi kanallardan üniversitelere iletilmesinin ardından disiplin soruşturmasıyla karşılaşma endişesi taşıyan bazı öğretim üyeleri, YouTube'da yıllardır sürdürdükleri bilimsel içerik üretimini sonlandırdı. Kimisi videolarını kaldırdı, kimisi kanalını tamamen kapattı, kimisi de yayın faaliyetlerini dondurdu.
Türkiye'de aktif YouTube kanalı bulunan öğretim üyesi sayısının yaklaşık 146 olduğu tahmin ediliyor. Bu kanalların birçoğu matematik, fizik, tarih, edebiyat, psikoloji gibi alanlarda binlerce öğrenci ve meraklısına ücretsiz eğitim içeriği sunuyordu. Bazı akademisyenler bu kanalları tam zamanlı işlerinin yanı sıra haftada saatler harcayarak, araştırma ve hazırlık yaparak sürdürüyordu.
Gelir Getirmeyen Kanallar da Yasak mı?
Kararın ardından ortaya çıkan en büyük belirsizliklerden biri, reklam geliri elde etmeyen akademik kanalların durumu. Bazı yorumlara göre, YouTube'da monetizasyon (para kazanma) seçeneklerini kapatarak içerik üretmeye devam etmek yasak kapsamına girmeyebilir. Ancak konuya dair net bir açıklama henüz yapılmadı.
Öte yandan bazı hukukçular, "kazanç sağlama potansiyeli" olan her türlü faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebileceği yönündeki yorumlar nedeniyle konunun belirsiz kaldığını belirtiyor. Bu durum, tamamen gönüllü ve gelir getirmeyen akademik içerik üreticilerini de tedirgin ediyor.
Hukukçulardan Eleştiri
Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat M. Gökhan Ahi, bu değerlendirmeyi eleştiren isimlerden. Ahi, 657 sayılı Kanun'un memurlara telif hakkı, bilirkişilik ücreti, kitap geliri ve proje gelirleri konusunda imkan tanıdığını hatırlatarak, YouTube'da akademik içerik üretmenin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesinin tutarsız olduğunu savunuyor.
Ahi, YouTube ve X (eski adıyla Twitter) gibi platformlarda kaliteli akademik içerik üretmenin ciddi emek, araştırma ve teknik bilgi gerektirdiğini vurguladı. Platformların reklam gelirinden pay verilmesinin, bu emeği ticari faaliyet haline getirmesinin bilim ve sanat özgürlüğünü daraltabileceğini ifade etti.
Bilgi Boşluğu Endişesi
Konuya dair uzman görüşleri, akademisyenlerin dijital platformlardan çekilmesinin toplumsal bir bilgi boşluğu yaratabileceği yönünde. Özellikle pandemi döneminde patlama yaşayan çevrimiçi eğitim içeriklerinde akademisyenlerin kurumsal güvenilirliği önemli bir rol oynuyordu.
Uzmanlar, akademisyenleri dijital alandan uzaklaştırmak yerine nitelikli bilimsel içerik üretimini teşvik edecek, açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeve oluşturulması gerektiğini söylüyor. Aksi takdirde bu alandaki boşluğun bilimsel olmayan, yanlış veya yanıltıcı içeriklerle dolabileceği endişesi taşınıyor.
Sonuç: Belirsizlik Sürüyor
Eylül 2026 itibarıyla durum netlik kazanmış değil. YÖK veya ilgili kurumlardan akademisyenlerin endişelerini giderecek, gelir getirmeyen kanalların durumunu açıklığa kavuşturacak ek bir açıklama henüz gelmedi. Bu belirsizlik ortamında bazı akademisyenler ihtiyatlı davranıp kanallarını kapamayı tercih ederken, bazıları gelişmeleri bekliyor.
Dijital içerik üretiminin giderek profesyonelleştiği, bilim iletişiminin önem kazandığı bir dönemde bu yasağın uzun vadede Türkiye'deki akademik bilginin toplumla buluşmasını nasıl etkileyeceği merak konusu. Gelecek haftalarda YÖK veya Cumhurbaşkanlığı'ndan daha detaylı açıklamalar gelebileceği bekleniyor.